fikra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fikra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2011 Pazar

Avcı Temel ve Kara Delik :))

Temel ile İdris avcılığa merak sarmışlar ve bu işi pirinden öğrenmeyi kafaya koymuşlar. Duymuşlar ki bilmem ne köyünde bir Mehmet ağa varmış, bu işin piriymiş. Hangi delikten, hangi hayvan çıkar bilirmiş. Doğru Mehmet ağaya gitmişler, dertlerini anlatmışlar. Hayli yaşlı bir adam olan Mehmet ağa “Zaten artık benim de birilerini yetiştirmem lazım” demiş ve çıkmışlar dağlara.Ufacık bir delik çıkmış karşılarına. Mehmet ağa demiş:
- “Bu delikten biraz sonra sincap çıkar.”
Gerçekten iki dakika sonra çıkmış sincap, bizim avcılarda sincabı bir atışta vurmuşlar. Biraz ileride biraz daha büyük bir delik.
Mehmet ağa demiş :
- “Birazdan burdan bir tavşan çıkar.”, dediği gibi tavşan çıkmış gerçekten ve bizimkiler de indirmişler aşağı. Daha ileride biraz daha büyük bir delik bu defaki kurban tilki ve daha sonra daha büyük bir delikten de bir ayı avlamışlar.
Mehmet ağa:
- “Ben yoruldum artık gidiyorum”, demis.
Temel ile İdris biz biraz daha avlanacağız diye devam etmişler. Koca bir deliğe rastlamışlar ve beklemeye başlamışlar.
Ertesi günkü gazetelerde haber
- ” Tren iki kişiyi ezdi”.

17 Kasım 2011 Perşembe

Topal Eşşek :))

Yahudinin biri, pazara, topal eşeği satmak için götürür, fakat alıcıyı kandırsın diye eşşeğin tırnağına çivi çakar, eşşeğe bir Kayserili müşteri çıkar, kayserili ayaktaki çiviyi görür, içinden "çiviyi çıkarırım düzelir." diye düşünür, eşşeği alır.
Yahudi ertesi gün övünerek:
-"Siz kayserililer akıllıyız diye övünürsünüz, çiviyi çaktım anadan doğma sakat eşşeği sattım" der.
Duyanlar bunu kayseriliye anlatırlar Kayserili elini dizine vurur:
-Tüh yahu, verdiğim para sahte olmasaydı bayağı kazıklanmıştım. :))

9 Kasım 2011 Çarşamba

Vantilatör :))

Erbakan ölmüş ve cennete gitmiş. Meleklerin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş ve sormuş:
-"Bu saatler ne böyle?"
Melekler cevap vermiş:
 -"Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder." Erbakan -"OO, peki bu kimin saati?"
-"Bu ATATÜRK'ün saati. İbre hiç bir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş."
-"İnanılmaz!" demiş Erbakan.
-"Peki, bu kimin saati?"
Melekler cevap vermiş: -"Bu İsmet İnönü'nün saati. İbre iki kez hareket etti, yani İnönü tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi...'
 En sonunda Erbakan dayanamamış ve sormuş: -"Peki Tayyip'in saati nerede?" -"Tayyibin saati cehennemde vantilatör olarak kullanılıyor."

7 Kasım 2011 Pazartesi

Anlamış Değiliz :))

Amerika'da İngiltere ve Türkiye'nin
Başbakanlarının katıldığı bir toplantı yapılır.
Toplantı sonunda basının sorularına cevap veriliyormuş.
Gazeteci sormuş ;
Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat sürebilir ve siz ne kadar ödüyorsunuz?
Bush : Amerikada 4 kişilik bir aile 5000 $ ile rahat bir yaşam sürebilir. Biz onlara 6500 $ veriyoruz geri kalan 1500 $ ı ne yapıyorlar bilemiyorum.
Blair : İngilterede aynı aile 4000 Pound ile rahat yaşar. Biz 5000 pound veriyoruz, 1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz.
Türkiye Başbakanı : Türkiyede aynı ailenin açlık sınırı 1000 TL dir. Biz onlara 450 TL veriyoruz. geriye kalan 550 TL yi nereden
buluyorlar bunu hala anlamış değiliz...! :))

3 Kasım 2011 Perşembe

Başkası Vurmuştur :))

85 yaşından da bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir.
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
Doktor- "içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
Adam- "Evet,eşim.”
Doktor- "Ama bayan 25 yaşlarında..."
... ... Adam- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?"
Doktor- "Yoo,... aklıma benim dedem geldi de."
Adam- "Nesi varmış dedenizin?"
Doktor- "Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
Adam- "Olur mu, başkası vurmuştur onu."
Doktor- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte .. başkası vurmuştur :))

Polis Yapcez Onu :))

Bu hikaye trakyada geçmis gerçek bir olay; Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar.
Polis: Be amca, neçin dakman golani?
(Golan: Emniyet kemeri.)
Amca: Dakmam be işte!
Polis: E bak gördün mü, simdi ceza keseceyik.
Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele isim var.
Polis: Peki amca, cezayi sana mı yazalım yoğsam eşeğe mi?
Amca: ???
Polis: Yani cezayı sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen.
Amca: Bana kes o zaman.
Polis: Neden sana keseyon amca?
Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu !!!!